Molibden Nedir, Ne işe yarar ve eksikliğinde fazlalığında neler olur soruları ile hangi kaynaklarda bulunduğunu bu derleme yazımda bulabilirsiniz.

İyi Okumalar dilerim.

1. Molibden Nedir?

Molibden periyodik tabloda semboli Mo olan ve atom numarası 42 olan bir elementtir. Neo-Latinceden gelen ismi Antik Yunancada molybdos, yani kurşun anlamına gelmektedir. Ki o zamanlar bu elementin cevheri sıklıkla kurşun ile karıştırılmaktaydı.

Molibden Esansiyel bir iz elementtir. Hücrelerde özellikle karaciğer, pankreas, böbrekler ve kemiklerde bulunur. Yutak (gırtlak)  kanserine karşı koruyucu olduğu bulunmuştur. Molibden ile bakır ve sülfür arasında  etkileşim vardır. Molibden bakır metabolizmasını bozmaktadır. Sülfür de molibdenin emiliminde etkilidir.

2.  Molibden ‘nin Tarihi

Molibden elementi tarihte sıklıkla bilinmekteydi ama elementin keşfi 1778’de  Carl Wilhelm Scheele tarafından gerçekleşti.

1781’de,   Peter Jacob Hjelm tarafından element izole edildi.

Buna rağmen molibdenin bilerek 14. yüzyıl japon kılıcının alaşımında çelikle birlikte bilerek kullanıldığına dair kanıtlarda vardır.

1754’de  Bengt Andersson Qvist bir molibdenit örneğini inceledi ve kurşun ile sıkla karıştırılmasından dolayı, örneğin içerinde kuşun olmadığına ve galenit olmadığına karar verdi.

1778’de  İsveçli kimyager Carl Wilhelm Scheele kesin bir şekilde molibdenin ne bir galenit ne de bir grafit olduğunu belirledi. Bunun yerine Molibden ‘in yeni bir element olduğunu olduğunu öne sürdü.

1781’de   Peter Jacob Hjelm başarılı bir şekilde karbon ve bezir yağı kullanarak molibden mineralini izole etti.

Bir sonraki yüzyılda molibden nerdeyse hiç kullanılmadı çünkü izole etmek zordu ve zamanın metal işleme teknolojisi daha gelişmemişti.

1906’da  William D. Coolidge biçimlendirilebilen yumuşak molibden için patent başvurusunda bulundu. Bu da yüksek sıcaklıkta çalışan fırınlar için ısı koruma maddesi olarak kullanılmasını sağladı.

1913’de  Frank E. Elmore köpüklü yüzdürme işlemi ile molibdeni cevherinden elde etti; halen yüzdürme işlemi ana izole etme yöntemi olarak kullanılmaktadır.

Birinci Dünya Savaşı ve  İkinci Dünya Savaşı sırasında molibden özellikle zırh yapınıda tungsten ile birlikte alaşım halinde kullanıldı. Ayrıca almanlar bomba yapımında yüksek sıcaklığa dayanmasından dolayı da molibdeni kullandı.

1930’larda büyük miktarda molibden içeren yemlerin sığırlar tarafından yutulmasının hayvanları zayıflatıcı bir duruma neden olduğu kabul edildi.

1950’lerde ilk molibden içeren enzim keşfedilmesiyle molibdenin esas kabul edildi. İnsanlarda bugüne kadar molibden gerektiren sadece 4 enzim tanımlanmıştır. Bunlar Sülfit oksidaz, ksantin oksidaz, aldehit oksidaz ve mitokondriyal amidoksim azaltıcı bileşen (mARC)’tır.

Mitokondride bulunan sülfit oksidaz, sülfitin sülfata oksidasyonunu katalizler (sülfür amino asitlerin oksidasyonundaki son adım (sistein ve metiyonin)) . Ksantin oksidaz, hipoksantini ksantine dönüştürür ve ayrıca ksantini, ürenin asidine dönüştürür, adeninin kendiliğinden deaminasyonundan oluşan hipoksantini önler, timin yerine sitozinle eşleştirilmişse, DNA mutasyonlarına yol açar. Aldehit oksidaz karaciğerde bol miktarda bulunur ve faz 1 ilaç metabolizmasında önemli bir enzimdir. Son olarak, on yıldan daha kısa bir süre önce keşfedilen mARC, sitokrom b ile uyum içinde5 tip B ve NAD (H) sitokrom b 5 , çeşitli N-hidroksile edilmiş substratları azaltmak için redüktaz, ancak fizyolojik önemi hala açık değildir. Molibden enzimlerinin her birinin durumunda, aktivite, bir pterin, bir ditiolen ve molibden kofaktör (MoCo) ( 1 ) olarak adlandırılan bir piran halkadan oluşan bir trisiklik kofaktör vasıtasıyla katalize edilir . (Kaynak)

3.  Molibden ‘nin Faydaları

Molibden vücudumuzda birçok önemli işleve sahiptir. Tüketildiğinde midede ve bağırsakta kana karışır. Karaciğerde ve böbreklerde depolanır. Burada molibden kofaktörüne dönüşür.

Kofaktör olarak Molibden, kimsayasal reaksiyonlar veren dört temel enzimi aktive eder. Bunlar;

Sülfit Oksidaz, sülfiti sülfata dönüştürür ve bu göreviyle sülfitin vücutta tehlikeli bir şekilde birikmesini önler.

Aldehit oksidaz, toksit olan aldehitleri parçalar. Karaciğerin alkol ve kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçları parçalamasında yardımcı olur. Yani detoks etkisi yapar.

Ksantin oksidaz, Xanthini ürik asite çevirir. Bu sayede DNA yapıtaşı artıklarına ihtiyaç duyulmadığında nükleotidlerin parçalanmasına yardımcı olur.

Mitokondriyal amidoksim azaltıcı bileşen (mARC), bu enzim toksik metabolizma yan ürünlerini uzaklaştırdığını düşünülmektedir.

Madde madde özetlemek gerekirse;

  1. Sülfit hassasiyetini dengeler ve önler
  2. Ürik asit seviyesini dengeler.
  3. Dolaşımı destekler
  4. Yemek borusu kanseri ve kalın bağırsak kanseri riskini azaltır.
  5. Alkol ve diğer ilaçların detoksunda esas rol oynar.

4. Molibden Eksikliğinde Neler Olur?

Molibden eksikliği sağlıklı insanlarda çok nadir görülmektedir.

Eksikliği olumsuz sağlık koşullarıyla bağlantılı olarak istisnai birkaç vakada görülmüştür. Bunlardan birinde, bir hastane hastası bir tüp yoluyla suni bir beslenme alıyordu ve herhangi bir molibden verilmiyordu. Bu, kalp hızı ve nefes alma, kusma, yönelim bozukluğu ve nihayetinde komaya yol açan şiddetli semptomlarla sonuçlandı.

Bazı popülasyonlarda uzun vadeli molibden eksikliği görülmüş ve artmış yemek borusu kanseri riski ile bağlantılı olarak görülmüştür. Çin’in küçük bir bölgesinde, yemek borusu kanseri, ABD’ye göre 100 kat daha yaygın. Bu alandaki toprağın molibden çok düşük seviyelerde bulunduğu ve bunun sonucunda uzun süreli beslenme alımının düşük olduğu keşfedilmiştir. Ayrıca, Kuzey İran ve Güney Afrika’nın bazı bölümleri gibi yemek borusu kanseri riski yüksek olan diğer bölgelerde saç ve tırnaklardaki molibden düzeyleri düşüktür.

Bunların bireysel bölgesel  vakalardan kaynaklandığına dikkat etmek önemlidir ve yetersizlik çoğu insan için bir sorun değildir.

5. Molibden Fazlalığında neler olur?

Molibden için günlük tavsiye edilen en yüksek alım miktarı 2000 mikrogramdır.

Fazla alımı tavsiye edilmes. Alındığında;

Gut Benzeri Belirtiler

Ksantin oksidaz  enziminin etkisiyle ürik asit birikmesine neden olabilir. Gut, kanda yüksek miktarda ürik asit olduğu zaman çıkar ve buda eklemler etrafında küçük kristaller oluşturarak ağrı ve şişmeye neden olur

Zayıf Kemik Sağlığı

Kemik büyümesi ve kemik mineral yoğunluğunda muhtemel düşüş gösteren araştırmalar mevcuttur.

Doğurganlığın Azalması

Araştırmalar aynı zamanda yüksek molibden alımı ile üreme zorlukları arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. Bir çalışmada kandaki yüksek molibden oranı ile sperm sayısı ve kalitesinin azalması arasında bir ilişki olduğunu gösterdi. Başka bir çalışma Yükselmiş molibden ile düşük testosteron seviyesi arasında bağlantı buldu. 

Aşırı alımında gut hastalığı, sindirim sisteminde ve kemikte bozukluk görülür.

Molibdenden yüksek diyete sülfür (kükürt)  eklendiği zaman zehirlenme belirtileri ortadan kalkmaktadır. Bu durumda vücuttan molibden atımı artmaktadır. Verilen kükürt miktarı fazla olursa, o da zehirlenmeye yol açmaktadır.

6. Molibden Günlük Tüketim Miktarı

Aşağıdaki tabloda Molibden günlük alınması gereken miktarlar yaş gruplarına göre μg biriminden belirtilmiştir.

Aşağıdaki Tabloda A Vitamini günlük tüketim miktarları yaş gruplarına göre retinol miktar değeri cinsinden belirtilmiştir. (Kaynak: Wikipedia)

Yaş Grubu Günlük Tüketim
Miktarı
(μg/günlük)
Üst Limit
UL* (μg/günlük)
Bebek 0-6 aylık 2
7–12 aylık 3
Çocuklar 1–3 yaş 17
4-8 yaş 22 900
Erkekler 9–13 yaş 34
14–18 yaş 43
>19 yaş 45
Kadınlar 9–13 yaş 34
14–18 yaş 43
>19 yaş 45
Hamilelik <19 yaş 50
>19 yaş 50
Emzirme <19 yaş 50
>19 yaş 50

7. Molibden Kaynakları Nelerdir?

Molibden besinlerde yaygın olarak bulunur. Organ etleri, kuru baklagiller, tahıllar ve maya en zengin kaynaklarıdır.

Yiyeceklerdeki molibden yoğunluğu bölgenin özelliğine göre değişmektedir.

Aşağıdaki tabloda hangi gıdalarda ne kadar miktar Molibden bulunduğu belirtilmektedir.

Kaynak 100 gr ‘da
(μg)
100 gr Yiyecekteki
yetişkin bir erkek için
RDA Yüzdesi
Fıstık 20,65 %
Fıstık Ezmesi 8,42 %
Pirinç Hububat ~4,7 %
Yapış Yapış Pirinç 3,7 %
Öğütülmüş Pirinç 2,7 %
Baklagiller ~2,3 gr %
Siyah Soya Fasülyesi 32,7 %
Siyah Soya Fasülyesi Filizleri 6,48 %
Maş Fasulyesi
26,7 %
Maş Fasulyesi Filizleri
2,16 %
Kabak tohumları 11,96 %
Susam 2,04-4,60 %
Ayçiçeği 2,73 %
Çam Fıstığı 0,76 %
Perilla Tohumları 2,5 %
Sarımsak 2,53 %
Maydanoz 2,98 %
Taçlı Papatya 2 %
Çin Mangası 2,18 %
Yosun 2,89-6,29 %
İstiridye 1,55 %
Kakao Özü 2,8 %
Tavuk Yumurtası Sarısı 0,91 %
İnek Sütü 0,37 %
%
%
%
%
%

Yazının Kaynakları

2,055 total views, 1 views today